Terörist israilin soykırım uyguladığı Filistine destek amacıyla binlerce aktivist Refah sınır kapısında destek amacıyla Sınırların açılmasını ve yardım ulaşması için kamp kurmuş halde. Lakin darbeci sisi sınır kapılarına resmi ve gayri resmi asker yığmış durumda. Her geçen gün kıtlığın ve katliamın arttığı gazzede bugün ingiliz aktivistin mısırlı güvenlik güçlerine diz çöküp yalvardığı görüntüler yürekleri dağladı. Filistin meselesinin Müslümanların değil insanlığın onurunun kaybedildiği yerdir gazze…
Gazeteci yazar Muhammet Binicinin sosyal medyada paylaştığı bu görüntüler ve yorumu; “Müslümanlığımdan Utandığım O An…Akıllarımızın, vicdanlarımızın durduğu; yüreklerimizin taşlaştığı o utanç anı…
Binlerce kilometre öteden gelen bir İngiliz Hristiyan, Mısır sınır kapısında diz çökmüş, gözyaşlarıyla yalvarıyor: “Gazze’de öldürülen kadınlar ve çocuklar için bir şey yapın!” diyor. Güya müslüman ülke olan Mısır’ın askerleri aldıkları emir doğrultusunda Ebu Cehil’in putları gibi kalpsiz ve hareketsiz duruyor. O an donup kalıyorum. Boğazıma bir yumru oturuyor. Kalbim sızlıyor. Ve içimde yankılanan o cümleyle yüzleşiyorum: “Biz ne hale geldik?” Müslüman coğrafyaların suskunluğu, iktidarların menfaatleri, ekranlara sığdırılamayan acılar, utancımızı çoğaltıyor.
Filistinli çocukların cesetleri toprakla buluşurken, biz hâlâ koltuk, kariyer, konfor peşindeyiz. Sadece “duacı” olmakla yetinen dilsiz kalabalıklar olduk. Ama o o gayrimüslimler, ümmetin onurunu hatırlatıyor bize. Damarlarımızdaki merhameti, bastırdığımız vicdanı harekete geçiriyor.Kalbi Gazze için atan, dili dua eden, bedeniyle harekete geçip barikatları yaran herkese bin selam olsun! Ama susanlara, üç maymunu oynayanlara, vicdanını çıkarıp kenara koyanlara da binlerce kez yazıklar olsun. Zulme karşı susmak, zalime ortak olmaktır. Artık ya gerçekten Müslüman olacağız… ya da bu utancı omuzumuzda mezara kadar taşıyıp bu sessizliğimizle, bu vurdumduymazlığımızla, bu onursuz suskunlukla Yaratan’ın huzuruna çıkacağız…Ne mazlumun ahı ve duası, ne zalimin zulmü unutulacak. O gün yüzümüzü yere eğecek olan; sadece yapmadıklarımız olacak.”















































